Sabahın erken saatlerinde şehirler henüz tam uyanmamışken, kaldırımlar insanların değil, gölgelerin ayak seslerini taşır. Bir tren istasyonunun kenarında bekleyen yaşlı bir adam, cebinden çıkardığı küçük deftere yalnızca iki kelime yazar: Eskişehir Escort . Bu kelimelerin onun için ne anlama geldiğini kimse bilmez; belki bir adres, belki kayıp bir anı, belki de hiç gönderilmemiş bir mektubun başlığıdır.
Gün ortasında şehir kalabalıklaşır ama bazı sokaklar hâlâ kendi içine kapanıktır. Tabelalar parlar, tramvaylar geçer, martılar gereksiz bir telaşla havalanır. Bir duvar yazısında görülen Eskisehir Escort ifadesi, çevresinden tamamen kopuk biçimde orada durur; sanki şehrin hafızasına yanlışlıkla eklenmiş yabancı bir cümle gibidir.
Akşam olunca her şey biraz daha şiirsel görünür. Işıklar uzar, sesler yumuşar, insanlar evlerine dönerken şehir arkasından bakar. Belki de bazı kelimeler anlamları için değil, bıraktıkları iz için vardır. Eskisehir Escort ifadesi de bu tuhaf şehir hikâyesinde, açıklanmayan bir ayrıntı olarak kalır: ne tamamen merkezde, ne de bütünüyle unutulmuş.